
2022 yılında ait kanser verilerine göre Dünya genelinde 800 binin üzerinde hastaya yeni tiroid kanseri tanısı konulmuştur.
Tiroid kanserleri yeni ortaya çıkan kanserler sıralamasında 7. sırada yer almasına rağmen ölüm sıklığı sıralamasında 24. sırada yer almaktadır. Bu da tiroid kanserlerinin diğer kanser türleri ile karşılaştırıldığında genel bakış açısıyla daha yavaş büyüyüp yayılan bir kanser türü olduğunu göstermektedir.
Tiroid kanseri kadınlarda daha çok görülür. Her 4 tiroid kanserinin üçü kadınlarda ortaya çıkmaktadır.
Tiroid kanserlerinin en sık görülen türü papiller tiroid kanseridir. Tüm tiroid kanserlerinin yaklaşık %80-90’ı papiller tiroid kanseridir.
Tiroid kanserlerinin klasik tedavisi ameliyattır. Ancak gelişen teknoloji ve artan deneyim sayesinde ablasyon tedavi yöntemi, ameliyatsız bir tedavi seçeneği sunduğu için papiller tiroid kanserlerinin tedavisinde artan sıklıkta tercih edilmektedir.
Papiller tiroid kanserlerinde hastanın tercih etmesi durumunda ya da hastanın ameliyat olmasına engel olacak bir ek hastalık mevcutsa ablasyon tedavisi uygun olgularda başarıyla uygulanabilir.
Uluslararası kılavuzlara dayanan güncel bilgiler ışığında, 1 cm’den küçük olup herhangi bir lenf nodu ya da uzak organ yayılımı olmayan (evre T1aN0M0) papiller tiroid kanserlerinde ablasyon tedavisi ilk seçenek tedavi yöntemleri arasındadır. 1 cm’den büyük ama 2 cm’den küçük (evre T1bN0M0) papiller tiroid kanserlerinde ise ablasyon alternatif tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.
Papiller tiroid kanserlerinde ameliyatsız bir tedavi yöntemi olan ablasyon tedavisi planlamasında ultrason ile değerlendirme büyük önem taşımaktadır. Tümörün sayısı, boyutu, tiroid bezi içindeki yerleşimi ve tiroid kapsülü ile olan ilişkisi tedavi planlamasına etki edecek faktörler arasındadır. Ayrıca boyun bölgesinde yer alan lenf nodlarının da ayrıntılı bir şekilde ultrason ile değerlendirilmesi gerekmektedir.
Boyundaki lenf nodlarında şüpheli bir görünüm olması durumunda ablasyon tedavisinin öncesinde şüpheli lenf noduna biyopsi uygulaması gerçekleştirilmeli ve lenf noduna yayılım olup olmadığı ortaya konulmalıdır. Bu nedenle ablasyon tedavisini gerçekleştirecek hekim tarafından işlem öncesinde ayrıntılı bir ultrason değerlendirmesi yapılır.
Ameliyat ile karşılaştırıldığında ablasyon tedavilerinin bazı üstünlükleri bulunmaktadır. Ablasyon tedavisi, daha az komplikasyon, daha kısa hastanede kalış süresi, boyunda ameliyat izinin kalmaması, genel anesteziye ihtiyaç duyulmaması, ömür boyu ilaç kullanımı gerektirmemesi ve hastalardan gelen geri bildirimlere dayanarak daha yüksek yaşam kalitesi sunması gibi avantajları sayesinde önemli bir tedavi seçeneği haline gelmiştir.
Başarı oranları ameliyat ile karşılaştırıldığında benzerdir. Yapılan meta-analizlere göre 1 cm’den küçük papiller kanserlerde ablasyon ve ameliyat tedavileri karşılaştırıldığında, lenf nodu yayılımı ve yeni tümör gelişimi açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ancak ablasyon uygulananlarda komplikasyon oranı daha düşük olarak bulunmuştur.